Ana içeriğe atla

Av. Cihan Pekyürek

📅 13 Ağustos 2026⏱ 7 dk okuma

Son güncelleme: 13 Ağustos 2026

Kısa cevap: Paylı mülkiyette bir paydaş, taşınmazı tek başına kullanan diğer paydaştan kural olarak ancak “intifadan men” koşulunu gerçekleştirdikten sonra ecrimisil isteyebilir. Bu koşul, kullanımdan pay talep edildiğinin karşı tarafa açıkça bildirilmesi ve buna rağmen kullandırılmamasıdır. Bildirim tarihinden öncesi için kural olarak ecrimisil hükmedilmez; ancak kira geliri getiren taşınmazlar gibi hâllerde bu koşul aranmaz.

Ecrimisil, bir taşınmazın hak sahibi olmayan ya da hakkı bulunmayan bir kişi tarafından kullanılması hâlinde istenebilen tazminattır. Uygulamada en çok tartışılan hâl, taşınmazın yabancı bir kişi değil, bir diğer paydaş tarafından kullanılmasıdır. Mirasla intikal eden ve kardeşler arasında paylı hâle gelen taşınmazlarda bu durum sıkça karşımıza çıkar.

Bu yazıda, paydaşlar arasındaki ecrimisil istemlerinde aranan intifadan men koşulunun dayanağı, ispatı ve istisnaları genel hatlarıyla ele alınmaktadır.

Kural: TMK m.693 ve m.995

Türk Medeni Kanunu’nun 693. maddesine göre paydaşlardan her biri, diğerlerinin hakları ile bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanma ve onu kullanma yetkisine sahiptir. Bu hüküm, bir paydaşın taşınmazda oturmasını ya da onu kullanmasını tek başına haksız hâle getirmez; paydaş, kendi payı ölçüsünde zaten hak sahibidir.

Ecrimisil talebinin dayanağını oluşturan TMK m.995 ise iyiniyetli olmayan zilyedin, malı geri vermekle birlikte elde ettiği veya elde etmeyi ihmal ettiği ürünlerin karşılığını ödemekle yükümlü olduğunu düzenler. Buradaki kritik nokta, kullanan paydaşın hangi andan itibaren kötüniyetli sayılacağıdır. İntifadan men koşulu tam olarak bu soruya cevap verir.

İncelenen karar

  • Mercii: Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı
  • Tarih / Sayı: 8.3.1950 — 22/4
  • Konu: Ecrimisilin hukuki niteliği; haksız işgalin tarafların iradesiyle kurulmuş bir kira ilişkisine benzetilemeyeceği

Bu içtihadı birleştirme kararıyla Yargıtay, önceki yaklaşımını değiştirerek haksız işgalin bir sözleşme ilişkisi gibi değerlendirilemeyeceğini, olayın haksız fiil esaslarına göre çözümlenmesi gerektiğini ve tazminata hükmedilebilmesi için gerçek bir zararın doğmuş olmasının arandığını benimsemiştir. Ecrimisilin “kendiliğinden işleyen bir kira bedeli” olmadığı yönündeki bu temel kabul, paydaşlar arasındaki uyuşmazlıklarda intifadan men koşulunun dayanaklarından birini oluşturur.

Yerleşik uygulamanın ilkeleri

Yargıtay’ın paylı mülkiyete ilişkin yerleşik uygulamasında, paydaşlar arasındaki ecrimisil istemleri bakımından şu ilkeler öne çıkmaktadır:

  • Kullanım tek başına haksızlık oluşturmaz. Paydaşın taşınmazı kullanması, kendi mülkiyet hakkına dayandığından başlangıçta hukuka aykırı sayılmaz. Bu nedenle kullanan paydaş, aksi ortaya konulmadıkça iyiniyetli zilyet kabul edilir.
  • Kötüniyet, bildirimle başlar. Diğer paydaş, taşınmazdan yararlanmak istediğini ve kullanımın kendisine de sağlanmasını talep ettiğini karşı tarafa açıkça bildirdiği hâlde bu istem karşılanmazsa, kullanan paydaşın iyiniyeti o andan itibaren sona erer. Uygulamada bu bildirime intifadan men denir.
  • Talep, bildirimden sonrasına ilişkindir. Kural olarak ecrimisil, intifadan men koşulunun gerçekleştiği tarihten geriye değil, ileriye doğru işleyen dönem için hükmedilir. Bu nedenle bildirimin tarihi, alacağın kapsamını doğrudan belirler.
  • İspat, her türlü delille mümkündür. İntifadan men koşulunun gerçekleştiği; noter ihtarnamesi, açılmış bir dava veya icra takibi, gönderilen yazılı bildirim ya da tanık beyanları gibi delillerle ortaya konulabilir. Noter aracılığıyla gönderilen ihtarname, tarihi kesin biçimde belgelediğinden uygulamada en güçlü delil olarak değerlendirilir.

İntifadan men koşulunun aranmadığı hâller

Bu koşul mutlak değildir. Yerleşik uygulamada, aşağıdakilere benzer durumlarda intifadan men bildirimi aranmaksızın ecrimisil istenebileceği kabul edilmektedir:

  • Taşınmazın hukuki semere (kira geliri) getiren nitelikte olması — kiraya verilmiş konut, iş yeri veya dükkân gibi
  • Taşınmazdan doğal ürün elde edilmesi
  • Paydaşlar arasında daha önce yapılmış bir kullanım (taksim) sözleşmesi bulunması ve kullanımın buna aykırı olması
  • Taşınmazın kamulaştırılması ya da kamulaştırmasız el atma bulunması
  • Daha önce ecrimisile hükmedilmiş olması gibi, karşı tarafın durumu zaten bildiğini gösteren hâller

Bu istisnaların ortak mantığı, kullanan paydaşın diğer paydaşların hakkından haberdar olmadığının artık ileri sürülemeyeceği durumlardır. Ancak her olayda istisnanın uygulanıp uygulanmayacağı, taşınmazın niteliğine ve dosyadaki delil durumuna göre değişir; bu değerlendirme mahkemenin takdirindedir.

Taraflar için pratik sonuçlar

Talep eden paydaş bakımından: Dava açmadan önce intifadan men bildiriminin yapılmış olması, çoğu dosyada belirleyici olmaktadır. Bildirimin noter aracılığıyla yapılması, tarihin sonradan tartışma konusu olmasını önler. Ayrıca ecrimisil alacağının beş yıllık zamanaşımına tabi olduğu ve geriye doğru istenebilecek dönemin sınırlı olduğu gözden kaçırılmamalıdır.

Kullanan paydaş bakımından: Taşınmazı kullanmak tek başına tazminat sorumluluğu doğurmaz. Buna karşılık kendisine usulüne uygun bir bildirim ulaştıktan sonra kullanımı paylaşmaya yanaşmamak, bildirim tarihinden itibaren ecrimisil sorumluluğunu gündeme getirir. Bu aşamada kullanımın fiilen paylaşılması ya da tarafların bir kullanım düzeni üzerinde anlaşması, uyuşmazlığın büyümesini önleyebilir.

Paydaşlar arasında kalıcı bir çözüm aranıyorsa, ecrimisil davası çoğu zaman tek başına yeterli olmaz; taşınmazdaki ortaklığın sona erdirilmesi için ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davası ayrıca değerlendirilir. Miras yoluyla intikal eden taşınmazlarda bu iki yolun birlikte planlanması gerekebilir; Kayseri’de bu tür dosyalar sulh hukuk ve asliye hukuk mahkemeleri arasında dava türüne göre ayrışır. Konunun miras boyutu için miras hukuku alanındaki çalışma alanlarımız sayfası incelenebilir.

Sık sorulan sorular

İntifadan men bildirimini sözlü olarak yapmış olmam yeterli mi?

Koşulun gerçekleştiği her türlü delille ispat edilebildiğinden sözlü bildirim de tanıklarla ortaya konulabilir. Ancak sözlü bildirimlerde tarihin belirlenmesi güçleştiğinden, alacağın başlangıç anı tartışmalı hâle gelebilir. Bu nedenle yazılı ve tarihi belgelenebilir bir bildirim tercih edilmektedir.

Kardeşim babadan kalan evde oturuyor; geçmiş yıllar için de ecrimisil isteyebilir miyim?

Kural olarak talep, intifadan men koşulunun gerçekleştiği tarihten sonrasına ilişkindir; bildirim öncesindeki dönem için ecrimisile hükmedilmemesi olağandır. Taşınmazın kiraya verilmiş olması gibi istisnai hâllerde ise koşul aranmayabilir. Sonuç, taşınmazın niteliğine ve delil durumuna göre değişir.

Ecrimisil miktarı nasıl belirlenir?

Miktar, taşınmazın niteliği, konumu, kullanım biçimi ve emsal kira bedelleri dikkate alınarak genellikle bilirkişi incelemesiyle saptanır. Talep eden paydaşın payı oranında hesaplama yapılması esastır. Nihai takdir mahkemeye aittir.

Not: İçtihat özetleri yayım tarihindeki uygulamayı yansıtır; içtihat zaman içinde değişebilir. Dosyanıza özgü değerlendirme için görüşme önerilir.

Randevu ve bilgi için: iletişim sayfası — Görüşmeler randevu ile yapılmaktadır.

Yasal Uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her dosya kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir. Dosyanıza özgü değerlendirme için bir avukatla görüşmeniz önerilir.

Av. Cihan Pekyürek

Kayseri Barosu (Sicil No: 1746) — Ekim Hukuk Bürosu. Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu; aile, ceza, iş ve miras hukuku alanlarında Kayseri’de faaliyet göstermektedir. Hakkında →

📞Ara💬WhatsApp📅Randevu Al